Emsal karar nasıl aranır: kelimeden olaya
Anahtar kelime araması kararın dilini bilmenizi ister; oysa aranan şey kelime değil, maddi vakıadır. Emsal aramayı olay anlatımına çeviren bir yöntem.
Şu ayrımı yapalım: aradığınız kelime ile aradığınız karar aynı şey değildir. Kelime sizin seçiminizdir; karar ise başka bir hâkimin, başka bir kalemin, çoğu zaman başka bir kavram setiyle yazdığı bir metindir. Emsal araştırmasında kaybedilen saatlerin büyük bölümü bu aralıkta kaybedilir.
Anahtar kelime, kararın dilini önceden bilmenizi ister
Kelimeyle arama şöyle çalışır: siz bir ifade seçersiniz, sistem o ifadenin geçtiği kararları getirir. Yöntemin zayıf noktası açıktır; doğru kararı bulmanız, o kararın hangi kelimelerle yazıldığını önceden tahmin etmenize bağlıdır.
Oysa aynı maddi vakıa farklı kararlarda farklı sözcüklerle anlatılır. Sizin “işe iade” dediğinize karar “feshin geçersizliği” demiş olabilir; sizin “kapıcı dairesi” dediğiniz yerde karar “konut kapıcısına tahsis edilen bağımsız bölüm” yazmış olabilir. Kelimeyi tutturamadığınızda karşınıza iki sonuç çıkar: ya hiçbir şey gelmez ya da binlerce ilgisiz karar gelir. İkisi de aynı kapıya çıkar — aradığınız karar orada durur, siz onu göremezsiniz.
Bunun bir de sessiz maliyeti vardır. Bulduğunuz kararlarla yetinirsiniz; daha iyisinin var olup olmadığını hiçbir zaman bilemezsiniz. Araştırmayı bitiren şey çoğu zaman “yeterince baktım” hissidir, “doğru kararı buldum” bilgisi değil.
Aranan şey kelime değil, maddi vakıadır
Bir emsalin emsal olması, sizin olayınıza benzemesindendir: taraflar arasındaki ilişki, uyuşmazlığın doğduğu an, ileri sürülen talep, mahkemenin bu kalıba verdiği cevap. Hukukçu bir kararı okurken buna bakar; arama yaparken de aslında bunu arar. Kelime yalnızca araya giren bir araçtır — ve çoğu zaman kötü bir araçtır.
Bu yüzden verimli bir emsal araştırması, kelime listesi kurmakla değil, olayı bir cümlede anlatabilmekle başlar: kim, kime karşı, hangi vakıaya dayanarak, ne talep ediyor. Bu cümleyi kurduğunuzda neyi aradığınızı da netleştirmiş olursunuz; kurmadan aramaya girdiğinizde ise kelimeler sizi olaydan uzağa taşır.
Kelime aramasını olaya yaklaştırmanın üç yolu
Elinizdeki araç yalnızca kelimeyle arıyorsa bile araştırma disiplinle iyileşir:
Eş anlamlıları baştan listeleyin. Olayınızdaki her kritik kavram için kararların kullanabileceği karşılıkları yazın; “kıdem tazminatı” için “kıdem tazminatına hak kazanma”, “feshin haklılığı” gibi. Her turda tek kelime değiştirip yeniden arayın.
Hukuki kavram ile vakıayı birlikte arayın. Tek başına “muvazaa” on binlerce karar getirir; “muvazaa” ile olayınıza özgü bir vakıa unsuru birlikte arandığında küme daralır. Kavram hukuku, vakıa olayı temsil eder; ikisi birden gerekir.
İlk bulduğunuz karardan geriye doğru arayın. Olayınıza uzak da olsa doğru alandaki bir kararın gerekçesi, o alanın kavram setini size verir. Gerekçedeki ifadelerle yeniden arama yapmak, çoğu zaman ilk aramadan daha isabetlidir.
Bu üç adım işe yarar; ancak üçü de aynı işi yapar — sizin dilinizi kararın diline elle çevirir. Zaman alan da budur.
Olayı anlatarak arama, çeviri adımını ortadan kaldırır
Turklex’te arama kutusuna kelime değil olay yazarsınız: olayı anlatan bir cümle, maddi vakıası benzeyen kararları getirir. Kelime tutturma işi size değil sisteme aittir; “işe iade” yazdığınızda “feshin geçersizliği” diyen karar da gelir. Mevzuat madde düzeyinde sonuçlanır; mülga hükümler işaretiyle birlikte gösterilir, dilekçenize yürürlükten kalkmış bir madde taşımazsınız.
Sınamanın en sağlam yolu, sonucunu bildiğiniz bir olaydır: geçmiş bir dosyanızın olayını bir cümleyle anlatın, gelen kararların içinde o gün dayandığınız kararın olup olmadığına bakın. Hükmü metin değil, kendi dosyanız versin. Ücretsiz plan süresizdir; kart bilgisi istenmez.